« Geri

Sıcak Para Etkisi - 23.10.2013

Sıcak para olarak da adlandırılan uluslararası portföy yatırımları özellikle son küresel krizden sonra yakından izlenir oldu. Bu sebeple son dönemde düzenleyici ve denetleyici otoriteden, borsamızın yöneticilerinden veya ekonomimize yön veren en üst makamlardan piyasalarımıza ne kadar para girişi olduğu veya türbülans dönemlerinde ne kadar az çıkış olduğu ile ilgili bilgiler paylaşılmakta. Günlük takip edilen bu para hareketleri Amerikan Merkez Bankası’nın krizden çıkış formülünün gelişmekte olan ülkelerde bağımlılık yaratan yan etkisi olarak oluşurken özellikle cari açık veren ülkeler istemeyerek de olsa sıcak paranın bitmesi ile bağımlılıktan kurtulmak zorunda kalacaktı. (Kamuoyu ile doğru iletişimi yapıldığı için olsa gerek, içinde bulunulan durumun bilincinde olunduğu da bir gerçek).

 

Enteresan olan mevcut durumun biraz daha devam edeceğinin anlaşılmasıyla (sıcak para etkisiyle) piyasaların yaşananları unutup tekrar eski dinamiğine dönmesi. Bu dinamik risk iştahını birkaç kanaldan artırıyor. Sabit getirili menkul kıymetlere gelen doğrudan alımlar faizi düşürüyor, ayrıca bozdurulan döviz Türk Lirası’nın değerini artırarak tüketici fiyat seviyelerini baskılıyor ve enflasyonda görülen düşüş dolaylı yoldan faizlerin düşmesine sebep oluyor. Faiz seviyelerine çok hassas olan banka hisseleri borsada önemli bir ağırlığa sahip olduğu için borsada net yükseliş trendleri oluşuyor.

 

Benzer trendleri yakın geçmişte her yeni parasal genişlemeden sonra tekrarladığımız için yatırımcıların pek de yabancısı olmadıkları bu süreç bir kez daha yaşanacak gibi gözüküyor. Risk alma, nakitten pozisyona geçme dönemi, bir başka anlatımla kazanma dönemi Amerikan Merkez Bankası hareketsiz kaldıkça önümüzde duruyor.