« Geri

FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK - 6.6.2014

Piyasalarda yaşanan dalgalanmaların risk algısı ile doğrudan ilişkili olduğunu biliyoruz. Ayrıca borsaların düştüğü zamanlarda oynaklığın arttığını ve dalgasız dönemlerin arkasından, birbirini takip eden mevsimler gibi, hep yüksek oynaklığın geldiğini biliyoruz. Bugünlerde pariteler, sabit getirili ürünler ve hisse senetlerinin durgun bir seyirde hareket ettiği gözlenmekte. Bu durum zamanla yatırımcının alıştığı getiriyi elde etmek için kaldıraç kullanmasına, egzotik ürünlere yönelmesine sebep olmakta.

Amerikan hazine bonolarının son üç ayda oluşturduğu fiyat bandı 2000’li yıllarda görülmediği kadar dar. Bono faizleri üzerine global faizler ve risk modelleri bina edildiği için FED’in oluşturduğu baskı 30 yıldır çalışan risk modellerini, dolayısıyla hisse fiyatlamasında kullanılan risk primini işe yaramaz hale getirdi. Yıla %3 faizle başlayan 10 yıllık bono için modeller sene sonu için %3.5 seviyesini gösterirken Haziran ayına geldiğimizde faiz ters yönde hareket ederek %2.5 seviyesine geldi. Bu duruma gelinmesinin sorumlusu olarak gösterilen Amerikan Merkez Bankası global bono piyasasını şişirerek 100 trilyon dolar büyüklüğe ulaştırdı.

Benzer şekilde euro/dolar paritesi euro tedavüle girdiği tarihten beri en hareketsiz günlerini yaşıyor. Petrolde son 20 yılın en düşük oynaklığı görülüyor. Tüm piyasalarda yaşanan durgunluk yatırımcı güvenini artırıyor. Yatırımcı güveni arttıkça türev ürünler portföyleri sigortalamak yerine kaldıracı artırmak için kullanılıyor.

Biliyoruz ki oynaklık piyasalara  tekrar gelecek. Yüksek volatilite dönemi ile hiç karşılaşılmayacakmış gibi pozisyonlar oluşturulunca büyük riskler göz ardı edilebiliyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz bu özel yatırım ortamını tedbirli davranarak geçirmek önemli.