Tatil bitti ve geri döndük…

“The Fin” başlıklı yazımızda Ağustos ayında tatile çıkılmasını ve ardından Eylül’ün ikinci yarısından itibaren kademeli olarak orta ve uzun vadeli portföyler oluşturularak yeni yollara çıkılabileceğini belirtmiştik.  Yazımızı “Ocak’ta başladığımız yolun sonu göründü.” diye bitirmiştik. 

24 Temmuz’da endeks 84.000’deyken, Eylül ayının ikinci yarısından itibaren 73.000-75.000’de dengelenmeye çalışan bir BIST var. Bir bitişin ve dolayısıyla yeni bir başlangıcın fiyatlandırmasını yaşadık. Bu bitiş TCMB’nin ucuz fonlamasını sürdüremeyeceği bir ortama girilmesi, düşük büyüme ve yüksek enflasyon ortamında BIST’i baskılayabileceği bir dönemdi.  Nitekim Ağustos ayında tatile çıkılmasını tavsiye ettiğimiz dönemde enflasyon beklentileri %10’na yükseldi. TCMB 3. Çeyrek öncü göstergelerinde toparlanma ve FED’in çıkış sinyalini Ekim’de sonlandıracağı toplantı öncesinde vermesi ile birlikte; TCMB sıkılaştırma gerçekleştirdi ve BIST 10.000 puanlık bir düşüş gerçekleştirdi.

Tatil bitti ve geri döndük…

Döndüğümüzde tüm iç risklerimizin gerçekleştiğini görüyoruz. %10 enflasyon beklentisinden daha kötü bir tablo yok. Yani %10 enflasyon beklentisine ve hatta FED’in erken faiz artırımı sinyali ile ateşlenen TL’yi düşürebilmek için TCMB’nin %11 fonlamasına rağmen, TL faizlerinde etki aslında çok sınırlı oldu. TL volatilitesi her adımda TCMB’nin başarılı savunmaları ile sepet bazında dengelendi. En kötü yaşanmadı ama test edildi. O zaman Eylül ayının ikinci yarısından itibaren orta uzun vadeli kademeli portföy oluşturabilir tavsiyemizi bir adım daha ileri götürebiliriz. En kötü test edildiğinde 73.000-75.000 bandındaydık. 73.000 geçilmesi için daha büyük olumsuzluklar gerekiyor. 

Mesela FED’in faiz artırımını ivedikle gerçekleştirmesi gibi. ECB  ve BOJ yeni bir teşvik arifesinde. ECB’nin teşvik boyutu belli değil ama şimdiye kadar Euro Bölgesinde bir sıçrama yaratacak kadar büyük de değil.  Japon Yeni ve Euro’nun değer kaybettiği bir global ekonomide gelen parayı istemeyecek İsviçre MB negatif faizi tercih edecektir. Yani tek bir seçenek kalacaktır. ABD Doları’na hücum yaşanacaktır. ABD Doları’nın değer kazanımı enflasyonu %2 hedefine değil, %1,5 hedefine yöneltecektir. Daha yüksek iç talep, zayıflayan bir dış talep ve gerileyen bir enflasyon durumda FED faiz artıramaz. Artırdığı taktirde daha fazla değerlenen dolar olgusu düşük enflasyon getirir. Yine şöyle düşünülürse 2012’de 1 ABD Doları 75 Japon Yeniydi. Bugün ise 1 ABD Doları 107 Japon Yeni. Şöyle düşünürsek; BOJ satış vergileri azaltı ve bilanço genişletmeye devam etti. 1 ABD Doları 130 Japon Yeni oldu. Bunu reel sektör dili ile anlatırsak; 1 Ford 75 Toyota  iken 1 Ford 130 Toyota oluyor. Yani ABD’de otomotiv satışları yine artıyor ama Detroit değil, Takaoka/Japonya üretiyor olacak.  

O zaman fırsatları sıralarsak; 

Euro bölgesinde teşvikler yetersiz kalacak ve FED doların değer kazanımını daha fazla faiz artırımını öteleyecek. FED’in Eylül ayında kayda değer cümlesi kalmaya devam edecek. FED Eylül toplantı tutanakları ve FED’in gölge başkanı Fisher’in açıklamaları bize FED’in faiz artırımının sadece enflasyon ile istihdama bağlı olmadığını gösterdi. 

Türkiye’yi Doğu Avrupa ile kıyaslayabilirsiniz, Rusya ile aynı kefeye koyabilirsiniz. Biz şu dönemde daha çok Dubai, Mısır ve Katar gibi ülkeler ile aynı kefeye koyuyoruz. Çünkü bizden çıkan sermaye gerçekle oldukça iyi durumda olan bu ülkelere gitti.  Gerçekten iyi bir getiriş sağladılar. Dubai %39.73, Mısır %29.77 ve Abu Dabi %15.30. Mısır’ın Darbe sonrasında ekonomik sıçraması ve diğer ülkelerin ise MSCI endekslerine girmesi etkili oldu. Fakat ABD’nin petrol ihtiyacının azalması, Çin’in istenen büyümeyi yakalayamaması nedeniyle petrolde damping savaşı başladı. Yıl sonunda 110 $ olması beklenen Brent 88 $ seviyesine geriledi. Üretim kısılması haberi sonrasında  5 $ daha düştü.  Dolayısıyla bu ülkelerden çıkan sermayenin bir alternatifi olabiliriz. Sonuç olarak daha öncesinde yatırım yapmış bir Katar ve Dubai sermayedar grubu, ABD ile yeniden bu coğrafyada çalışacak olması bakışını değiştirebilir. 

Rusya, yabancı yatırımcılar için uzun soluklu bir macera değil sadece kısa vadeli bir macera arayışı olabilir. 

73.000-75.000 arasında en kötü olasılığını test ettik. 75.000 üzerindeki hareketin destekleyecek en önemli gelişme bizden daha kötülerin olduğu görülmeye başlandığı bir süreçteyiz ve bu kötülerden daha iyi olduğumuz için bir alternatif olduğumuz ortada.  Keza FED’in faiz artırımı ile ilgili başka koşullar üretmesi, ECB-BOJ ile global likidite sürecinin devam etmesi Aralık ayında Moody’s tarafından Türkiye’ye bir 6 ay daha verilmesi olasılığını da artırabilir. 

Sonuç olarak BIST bir fırsat vadetmiyor ama 84.000 puandan bu geri dönüşte biriktirmenin 73.000-75.000 bandının üzerinde devam ettirmesini ve yıl sonuna kadar da pozisyonların korunarak risk alınabileceğini düşünüyoruz.