« Geri

DÖVİZ İZLENİYOR - 10.3.2015

Dolar kuru 2014 yılının ikinci yarısını düşük oynaklıkla geçirdikten sonra bu yıla petroldeki düşüşün de etkisiyle iyimser beklentilerle girdi. Hatta düşen cari açık, enflasyon, kontrollü bütçe ve geçen yıldan iyi olması beklenen büyüme ile Türk Lirasının güçlü para birimlerinden birisi olması bekleniyordu.

Ancak 16 Ocak’tan itibaren faizin daha hızlı indirilmesi konusunda paylaşılan görüşler doları paritenin de desteğiyle %15 artırarak 2.60 TL seviyesinin üzerine taşıdı. Bizde döviz bu şekilde önemli sayılacak bir momentum yakaladığında trendi sonlandırmak her seferinde ancak Merkez Bankası devreye girdiğinde mümkün oluyor. 

Dolar geçen yıl Ocak ayında da benzer bir yükseliş sürecine girince Merkez Bankası olağanüstü toplantı yaparak politika faizinde beklentileri aşan oranda artış yapmıştı.  Bu faiz arttırımı öncesi Merkez Bankası 11.4 milyar dolar satmış, daha öncesinde de sıkılaştırma önlemleri almıştı. Banka bir süre yüksek faizde Mayıs ayına kadar devam etti, ardından yeniden faiz indirim sürecine başladı. Ancak indirimlerin zayıf olduğu konusundaki eleştiriler hep sürdü.

Merkez Bankası döviz oynaklığı arttığında normal koşullarda üç kademede cevap veriyor. Önce TL likiditesini azaltıp gecelik repo oranlarını yukarı çekiyor. Böylece kısa vadeli faizler uzun vadenin üzerine çıkıyor ki zaten enflasyonu baskılamak için aylardır faizde getiri eğrisi ters. İkinci aşamada döviz satım ihalelerini artırıyor. (Merkez Bankası günlük döviz ihale miktarını %50 artırabileceğini söylediği için süreçte bu noktada olduğunu anlıyoruz). Oynaklığın arttığı günlerde doğrudan müdahale ile satış yapıyor. Üçüncü aşamada ise politika faizini bir kerede yüksek oranda artırıyor.

Normal koşullarda ikinci ve üçüncü adımı uygulayarak dövizin kontrol edilmesi mümkünken bu sefer durum biraz daha karmaşık. Öncelikle dolar tüm dünyada güçlenirken Merkez Bankası’nın bir sonraki adım olarak beklenen, agresif döviz satışına girmesi rezervleri baskı altına alıp ters tepebilir. Rezerv erimesi Amerika politika değişikliğine giderken çok riskli olacaktır.

Merkez’in bir sonraki adım olan faiz artışını da politik baskı sebebiyle uygulayamayacağını piyasa biliyor. Bu sebeple kurdaki gerilimi düşürecek şey öncelikle Merkez Bankası’nın bağımsızlığının ve kredibilitesinin garanti edildiği, sonrasında ise Merkez’in araç bağımsızlığı çerçevesinde uygun gördüğü şekilde çözüme gideceğini vurgulayarak güveni temin etmesi olacaktır.