« Geri

SÖZLE YÖNLENDİRME - 15.4.2015

Ekonomide faiz tartışmalarına ara verilince seçim öncesi yakından takip edilen tek parametre dolar kuru oldu. 

Yılbaşından itibaren döviz hareketleri ile pay ve sabit getirili menkul kıymet piyasasındaki net para çıkışını yan yana koyduğumuzda burada bire bir korelasyon olduğunu görüyoruz. Normalde yabancılar kar ederek piyasayı terk ettiklerinde borsanın zirvede, kurların da aşağılarda olması gerekir. Oysa ki içinde bulunduğumuz ortam yabancıların çıkmaları için hiç de uygun değil. Peki kurların yüksek seyretmesi yabancı çıkışını bastıracaksa neden rakamlar tersini gösteriyor? 

Yabancı yatırımcı TL cinsinden yatırım için Türkiye’ye enflasyon oranı, reel faiz gibi yerli yatırımcı için etken olan motivasyonla gelmez. Yabancı için öncelikle kurların gelecekteki seviyesi önemlidir. Kurun gelecekteki seviyesini lokalde de Merkez Bankası politikası belirler. Banka dövize satım yönünde müdahale edebilir veya faizleri artırabilir. Fakat çoğu zaman Merkez Bankası’nın politikasını sözlü iletişimle piyasayı yönlendirmek için kullanması yeterli olur. 

Ocak sonunda kurlarda yaşanan hareketliliğin ana sebebi, faiz silahının masadan kalktığının anlaşılmasıydı. Banka’nın son bir haftadaki iletişiminde kurların dengede olduğu yönünde sinyal vermesi ve döviz satış ihalelerinde agresif olmaması diğer silahın da kullanılmayacağı şeklinde algılandı. Oysa 2014 yılı başında Merkez Bankası döviz yine benzer şekilde yükselirken önce birkaç milyar dolar satış yönünde müdahalede bulunup daha sonra da eleştirilen faiz artışını yapılmıştı.

Bugün en azından seçimlere kadar iki silahı da kullanmayacağını anlayan yabancılar kurların gelecekteki seviyesini daha yukarıda görüyor, bu riski alıp gelemiyor. Bu durumu fırsata çevirmek isteyen spekülatörler ise kur üzerinde baskıyı artırıyor.