Merkez Bankaları Sahnede

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) deflasyonla mücadele etmek için açıkladığı genişletilmiş varlık alım programı başlamadan hemen önce gelen son enflasyon rakamlarına göre, Avrupa bölgesi negatif enflasyon aralığında ikinci ayını geçiriyor. Çekirdek adı verilen enerji ve gıda dışı enflasyon ise %1 seviyesinde yatay hareket etmekte. Bu durumu düzeltmek için şu anda elde kalan tek seçenek para politikası ve etkinliği tartışılsa da dozajı artırılmakta. Nisan başından itibaren ECB aylık tahvil alım miktarını 60 milyar Euro’dan 80 milyara çıkaracak ve uyguladığı mevduat faizini negatif bölgeye çekecek. ECB 2013 yılından beri enflasyonu %2 seviyesine çıkarmaya çalışıyor.

 

Amerika Merkez Bankası (FED) 2008 yılından beri yüzde sıfır olan faizi beklentilerin aksine geçtiğimiz yıl Eylül ayında artırmamış, daha sonra Ekim ayında duruşunu değiştirerek artış sinyali vermiş ve Aralık ayında ilk artışı gerçekleştirerek 2016 için dört defa daha artış öngörmüştü. Bu ani dönüşler piyasaları yılın ilk aylarında negatif etkilemiş, bazı ülke endeksleri teknik ayı piyasasına girmişti. Mart sonu FED bir başka sürpriz dönüş yaparak 2016 için iki kez faiz artırmayı planladığını açıkladı. Piyasa tarafından beklentiler daha da ileri taşınarak, seçim yılı olması sebebiyle bu yıl en fazla bir kez faizin artabileceği tahmin ediliyor.

 

Bu çerçevede merkez bankalarının manevraları yılın ikinci çeyreği başlarken yıl sonu borsa görünümünü tamamen değiştirmiş oldu. Amerika’da seçim yılında piyasalara önemli bir parasal destek sağlanacak, ECB’nin son kararlarıyla da yatırımcılar daha riskli varlıklara yönelmeye zorlanacak.

 

Yatırımcı psikolojisinde bu şekilde aniden değişim olduğunda 2009 veya 2012 yıllarında yaşadığımız gibi borsalar hızla zirvelere taşınabiliyor. Son birkaç yıldır gelişmekte olan piyasaların beklediği para akışı tekrar başlarsa, yılı ummadığımız kadar iyimser seviyelerde kapatabiliriz.