« Geri

Başkanlık Döngüsü - 8.6.2016

Yıl sonu rallisi veya Ocak aylarında borsaların istatistiksel olarak daha iyi performans göstermesi gibi takvime dayalı anomaliler birçok yatırımcının ilgisini çekmesine rağmen pratikte pek işe yaramamakta. Çünkü çoğu zaman herkesçe bilinen anomalilerde kazanç potansiyeli azalmakta ve frekanslar çok düşük olduğu için yatırımcılara düzenli getiri yaratamamakta.

 

Benzer durumu geçtiğimiz ay yaşadık. Mayıs ayında tarihsel olarak borsa performansları kötü olmasına rağmen bu ayı MSCI Dünya endeksi yatay, S&P500 %1,5 yukarıda kapattı.

 

Dört yılda bir yaşandığı için çok düşük frekansa sahip olan ancak piyasa oyuncuları ve akademisyenler tarafından yoğun ilgi gösterilen bir başka döngü de Amerika’daki seçimler.

 

Politikacılar seçmen davranışlarını ülke ekonomisinin durumu ile ilişkilendirmeyi öğrenince 1960’lardan itibaren Amerika’da merkezi hükümetlerin makro ekonomi üzerindeki etkisi artmaya başladı. Merkez bankasında para politikasını belirleme yetkisi olmasına rağmen hükümetler mali politikaları seçimden önce gevşetmeyi tercih etti. Seçim yılında açıklanan vaatler ve gevşeme, seçmenlerle beraber yatırımcıları da pozitif etkileyerek borsaları yükseltti.

 

Diğer taraftan seçimin ertesinde iyimserlik ve yüksek beklentiler yerini olumsuzluğa terk eder. İstatistikler ekonomik durgunluğun ve borsada ayı piyasasının çoğunlukla seçimden bir veya iki yıl sonra olduğunu söylüyor.

 

Sonuçta ekonomi politika bağlantısı sayesinde Amerika’da dört yıllık bir borsa döngüsünü 1952 yılından bugüne gözlemleyebiliyoruz. Analizlerde seçim yılında Haziran ayından itibaren yükselişin başladığı, hatta görevdeki partinin tekrar kazanması durumunda endekslerin daha iyi performans gosterdiği anlaşılıyor.

 

Zirvenin sadece %1 altında olan Amerikan endeksi son bir hamle ile yıl sonuna kadar momentum kazanırsa, parasal gevşeme ve iyimserlik hiç kuşkusuz bizi de sene sonuna kadar olumlu etkileyecek.